Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, yerli harita ve navigasyon uygulamasına önem verdiklerini belirterek, "Bu konuyu stratejik bir alan olarak değerlendiriyoruz. Sivil olarak nitelendirdiğimiz uygulamaların veri güvenliği bakımından gerçekte ne denli önemli olduğunun hepimiz bilincindeyiz. Bu nedenle 2027 yılının başından başlayarak telefonlarımızda bulunan yabancı uygulamaların tamamını kaldırıp bütünüyle yerli ve milli navigasyon uygulamasına geçmek için hazırlık yapıyoruz." açıklamasında bulundu.
Kacır, Bursa Teknik Üniversitesinin (BTÜ) 2026-2027 Akademik Yılı Açılışı ve Fahri Doktora Tevdi Töreni'ndeki konuşmasında, Türkiye'nin Milli Teknoloji Hamlesi sürecini, bu çerçevede uygulamaya alınan projeleri, sağlanan kazanımları ve hayata geçirilmesi hedeflenen çalışmaları paylaştı. Milli Teknoloji Hamlesi'ni, Türkiye'nin kritik teknolojilerde bütünüyle bağımsız olması, ileri teknoloji ürünleri, sistemleri ve hizmetlerini kendi olanaklarıyla geliştirip üretmesi ve rekabetçi biçimde dünya pazarına sunması yolculuğu olarak tanımlayan Kacır, üniversitelerin bu sürecin en önemli paydaşları arasında ilk sıralarda bulunduğunu kaydetti.
Küresel ekonominin ağırlık merkezinin Batı'dan Doğu'ya doğru değiştiğini söyleyen Kacır, "Özellikle geride kalan 20 yılda Çin'in Batılı ekonomilere kıyasla daha hızlı bir yükseliş göstermesi ve küresel ihracat ile ticaretten aldığı pay, dünya ekonomisinin merkezinin Doğu'ya yönelmesinde son derece belirleyici oldu. Türkiye de bu ağırlık merkezinin değiştiği süreçte, sahip olduğu konum sayesinde üretim ve ticaretin merkez üsleri arasında yer almaya aday bir noktada bulunuyor." değerlendirmesini yaptı.
Türkiye'nin yeni sürece en hazırlıklı ülkeler arasında yerini aldığını vurgulayan Kacır, "Milli Teknoloji Hamlesi, içinde bulunduğumuz bu dönemde Türkiye'nin en önemli kuvvet çarpanını oluşturuyor. Türkiye artık kendi evlatlarının emeği ve zihinsel birikimiyle ortaya koyduğu projelerin değerini artırabilen, bunlardan katma değer sağlayabilen ve dünya sahnesinde rekabetçi bir konum edinebilen bir ülke durumunda.
Bunu tesis ettiğimiz kapsamlı AR-GE altyapısı sayesinde başardık." sözlerini kullandı. "Çip konusuna önem veriyoruz" Kacır, Türkiye'de sanayinin, üretim kapasitesinin, ihracat gücünün, AR-GE harcamalarının, patentlerin ve bilimsel yayınların sayısının yükseldiğini belirterek, "Avrupa ekonomilerinin hemen hemen tümü bugün hâlâ pandemi öncesindeki üretim seviyelerine ulaşabilmiş değil.
Almanya'nın üretimi 2020 yılının ocak ayına göre yüzde 13, Fransa'nın yüzde 4, İtalya'nın ise yüzde 6,5 daha düşük seviyede bulunuyor. Türkiye'nin üretim seviyesi ise pandemi öncesine kıyasla yüzde 27,5 daha yüksek." diye konuştu. Türkiye'nin yoğun biçimde ihracat gerçekleştirdiği ürünlerin, pazarların ve ülkelerin sayısında çok büyük bir ivme kazandığını ifade eden Kacır, Çin'den Avrupa'nın ortasına uzanan geniş bölgede Çin'in ardından en güçlü ihracatçı ülkenin Türkiye olduğunu belirtti.
Kacır, güçlü bir farkındalık ve kararlı bir iradeyle Türkiye'nin savunma ve havacılıkta yeni bir başarı hikayesi oluşturmaya başladığını, Bayraktar, Akıncı, Aksungur, Anka ve Kızıl Elma sayesinde büyük bir devrim gerçekleştirildiğini söyledi. Türkiye'nin aynı zamanda tarım ülkesi niteliği taşıdığını hatırlatan Kacır, tarımsal üretimde Avrupa'nın birincisi olan Türkiye'nin bu konumunu stratejik bir güç olarak değerlendirdiklerini ve tarımı savunma sanayisinden ayrı görmediklerini aktardı.
Enerji, nükleer teknolojiler, enerji depolama, batarya sistemleri ve haberleşme alanlarında sık sık kırılmalar meydana geldiğini belirten Kacır, "Bakanlık olarak bu alanların gelişmesine imkan tanımak, buralara yapılacak yatırımlara hız kazandırmak, yatırımların finansmana erişimini kolaylaştırmak ve Türkiye'de daha kısa sürede gerçekleşmelerini sağlamak üzere son dönemde çok sayıda projeyi uygulamaya koyduk." açıklamasını yaptı.
Pek çok teknoloji alanında Türkiye'nin milli çözümlerine hız kazandırmak amacıyla çalıştıklarının altını çizen Kacır, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: "Çip konusuna önem veriyoruz. Şu anda endüstriyel ve sivil alanlarda da büyük çaplı yatırım projelerine yönelik yoğun bir hazırlık yürütüyoruz. Bu projeleri de kısa süre içinde kamuoyuna açıklamayı amaçlıyoruz.
Yerli harita ve navigasyon uygulamasına büyük önem atfediyoruz. Bu alanı stratejik olarak değerlendiriyoruz. Sivil nitelikte gördüğümüz uygulamaların gerçekte veri güvenliği bakımından taşıdığı önemin hepimiz farkındayız.
Bu yüzden 2027 yılının başlangıcından itibaren telefonlarımızdaki yabancı uygulamaların tümünü silerek tamamen yerli ve milli navigasyon uygulaması kullanmak üzere hazırlanıyoruz. TOGG, bu projeye çok güzel katkılar sağlıyor. Bu çalışma da son derece başarılı bir ekosistem projesi şeklinde uygulamaya geçiyor." Uydu teknolojilerinin de değer taşıyan bir alan olduğunu dile getiren Kacır, "Türkiye, havacılık sanayisinde ulaştığı başarıların benzerine uzayda ve uzay teknolojilerinde de ulaşacak.
Bu doğrultuda kapsamlı bir hazırlık içerisindeyiz." ifadelerini kullandı. Türkiye'nin haberleşme uydusu geliştirme ve üretme yeteneğine sahip dünyadaki 11 ülkeden biri olduğunu kaydeden Kacır, hiçbir test konusunda yurt dışına ihtiyaç duyulmadığını ve hedeflerinin daha ilerisi olduğunu anlattı. "Türkiye kendi nükleer reaktörünü üretecek" Kacır, Türkiye'nin uzay ekonomisi içinde etkin bir oyuncu konumuna ulaşabileceğini vurguladı.
Geliştirdikleri hibrit itki sisteminden de yararlanarak yüzde 80'in üzerinde yerlilik oranıyla üretimi tamamlanan ay aracını 2027 yılının ilk aylarında Ay'a yollayacaklarını belirten Kacır, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye, Ay'a ulaşabilmiş 9 ülke arasına girecek. Bu teknolojinin derin uzayda tarihçe kazanmasını sağlayabilirsek inşallah onu uyduların yörünge transferleri için de kullanacağız.
Diğer taraftan uzaya ulaşmak amacıyla kendi roketlerimizi geliştiriyoruz. Roketsan'ın yürüttüğü projeler sayesinde uydularımızı kendi roketlerimiz aracılığıyla uzaya göndermek istiyoruz. Bu faaliyetleri bize ait bir uzay limanından gerçekleştirmek için hazırlanıyoruz." Somali'de inşasına başlanan uzay limanı için neden bu ülkenin tercih edildiğini açıklayan Kacır, şu bilgileri verdi: "Bu fırlatmaların gerçekleştirilebilmesi, hava trafiğinin, çevredeki yerleşimlerin ve deniz trafiğinin buna uygun olmasını gerektiriyor.
Türkiye, söz konusu parametrelerin tümü bakımından oldukça yoğun bir coğrafyada yer alıyor. Başka bir ifadeyle hem hava sahamızda hem denizlerimizde çok yoğun bir trafik bulunurken nüfus yoğunluğumuz da yüksek. Bunun yanında ekvatora yakın yerler uzaya ulaşım açısından önemli fırsatlar sağlıyor.
Çünkü roketler fırlatılırken dünyanın dönüş hızından da yararlanılıyor. Dünyanın dönüş hızı, ekvator çevresinde en yüksek düzeye ulaşıyor. Böylece daha düşük miktarda yakıt harcayarak hedefe ulaşabiliyorsunuz.
Bu sayede ekvatordan gerçekleştireceğiniz bir fırlatmanın maliyeti buraya kıyasla yüzde 30 daha düşük oluyor. Bu durum da rekabet edilebilecek bir alan ortaya çıkarıyor." "Türkiye kendi nükleer reaktörünü geliştirecek." ifadesini kullanan Kacır, bu konudaki hazırlıkların sona erdiğini ve proje aşamasına geçildiğini belirterek, Türkiye'yi modüler reaktörler konusunda bir üretim gücüne dönüştürmeyi hedeflediklerini açıkladı.
Nükleer teknolojinin son derece değerli olduğuna işaret eden Kacır, "Türkiye, bu çalışmaların tamamını barışçıl amaçlar doğrultusunda yürütüyor. Bunun dışında bir amacımız bulunmuyor ancak teknolojide geride kalmayı da kesinlikle düşünmüyoruz. Bu nedenle teknolojimizi kendi imkanlarımızla geliştirip yine kendimiz kullanacağız." değerlendirmesinde bulundu.
Yeşil dönüşüm, dijital dönüşüm ve KOBİ'lere yönelik projeler hakkında bilgi veren Bakan Kacır, araştırmacı insan kaynağına önem verdiklerini, kamu hizmetlerinden özel sektör uygulamalarına ve akademiye kadar yapay zekadan çok daha etkin yararlanmak için hazırlık yaptıklarını aktardı. Süper bilgisayarlara yapılan yatırımları da ele alan Kacır, konuşmasını şu ifadelerle bitirdi: "Gelişimin daha hızlı ilerlemesi için çalışıyoruz.
Öte yandan kuşkusuz bazı önlemler de almamız gerekiyor. Bize ait verileri kendi ülkemizde tutabilmeli, kendimiz işleyerek değere dönüştürebilmeliyiz. Dil modellerimizi kendimiz geliştirmeli, sektörlere yönelik veri kümeleri hazırlamalı ve baştan sona yerli ve milli bir ekosistem oluşturabilmeliyiz.
Bu yöndeki gayretlerimizi de sürdürüyoruz. Elbette bu doğrultuda çok temel hedefler belirledik; 2 yıl içinde 5 milyon vatandaşımızın yapay zeka okuryazarlığı edinmesini sağlayacak, ayrıca 10 bin ileri düzey yapay zeka uzmanı ile 100 bin yapay zeka profesyoneli yetiştireceğiz." BTÜ Rektörü Prof. Dr.
Naci Çağlar'ın da hitap ettiği törende Bakan Kacır, "bilim ve teknoloji" alanında fahri doktora unvanına layık görüldü. Törende Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr.
Orhan Aydın, Bursa Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Çelenk, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Özer Matlı, ilçe belediye başkanları, kurum müdürleri, akademisyenler ve öğrenciler hazır bulundu. Bakan Kacır, törenin ardından Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba'ya ziyarette bulundu.



